Çanakkale savaşı kahramanlarına büyük saygısızlık!
![]() |
Yazar | Orhan Toker |
| Mesleği | Y. Mimar İTÜ | |
| Autodesk Yetkili Danışmanı | ||
| AutoLISP, SQL, PHP, VBA ve veritabanı | ||
| uzmanı |
Sevgili okurlar,
Son zamanlarda bazı yobazların Çanakkale savaşının gerçeklerini çarpıtma çabası içinde olduklarına şahit oluyorum. Gelelim bu yobazların iddialarına:
Bu yobazlar, savaşı Atatürk ve o’nun kahraman askerlerinin değil, bir takım ulemanın peyda olarak aslandan kaplandan 10 kat daha büyük yaratıkları sisler arasından salmak suretiyle düşman askerlerini korkuttukları ve savaşın böylece kazanıldığını söyleyerek insanları kandırmaya çalışıyorlar. Sözüm ona Atatürk bu çapta bir savaşı kazanacak askeri bilgi ve yeteneğe sahip değilmiş (o zamanlar yarbay rütbesindeydi) ve bu savaşı Alman mareşal Limon von Sanders ve ulemalar sayesinde kazanmışız.
Sevgili arkadaşlar, elbette bu iddialar birazcık aklı olan bir çocuğun bile kanmayacağı, çağdaş ülkelerde hiçbir insanın itibar etmeyeceği iddialardır. Ne yazıkki memleketimizde ekonomik sorunlar ve borçlar altında ezilen bazı insanlarımız bir de eğitimsizliğin verdiği cahillikle bu yalanlara kanıyorlar.
Bize düşen görev, böyle yalanlara inanmış insanlara gerçekleri anlatmak, bu kandırılmış insanların borçlarından nasıl kurtulacaklarını, sadaka ekonomisiyle bu işin olmayacağı her fırsatta hatırlatmaktır.
Umarım bu örümcek kafalı insanlar da bir gün ne büyük günaha girdiklerini anlarlar.
Rastgele bir yazı


21 April 2008, Monday 10:56
Yine yobazlığın tutmuş.Bu ülkede yobazlar hiç eksik olmadı. En kötüsü de okumuş(!) yobazlar. O dediğin hikayelere (anlatan olsa da) inanan olmaz da senin bunu yazarken bir art niyetin olmasın! Mesela dindarları kötü göstermek gibi ha! dürüst ol, ve bunları yazacağına, çok biliyorsan Çanakkale gerçeğini anlatan bir yazı yaz, söylediklerinde samimi olduğunu, birşeyler bildiğini anlayalım. Sokak kışkırtıcıları gibi davranmayı bırakmalısın.
21 April 2008, Monday 11:05
O kahramanlar inançlı insanlardı, senin gibi yobazlar yoktu içinde. Onları saygı ile anıyorum ve torunlarını onlara layık olamadıklarını düşünüyorum.En azından kırmızı ışıkta durmayı öğrenemedikleri için. Kimin neye inandığı ile uğraşacağına, neden medeni toplumlar gibi toplum kurallarına uymadığımızın eleştirisini yap.İnan senin hastalığının altında yatan da budur, bu kadar saldırgan olmanın başka izahı olamaz.
Tanıdığı kadarı ile eleştirilmekten hoşlanmıyorsun. Ama ben eleştirilece bir şey bulursam eleştiririm. Bende de böyle bir hastalık var.Göderdiklerimin çoğunu yayınlamadığını, zora geldiğinizde de diyaloğu kapattığınızı görüyorum.Çünkü bu site senin çifliğin, sen çalacaksın koyunlar dinleyecek… Yağma yok. Bir gün adam olacaksın..
21 April 2008, Monday 22:06
Orhan abi sana tümüyle katılıyorum….
21 April 2008, Monday 23:03
Orhan Bey gerçektende önemli bi konuya temas ettiniz.
Bu yobazlar yıllardır var. Bunlar zaten Atatürk’ün, silah arkadaşlarının ve yandaşlarının oldum olası düşmanı. Bu tür hikayelerle kendi kafalarından olanların Atatürk karşıtı olarak kalabilmesi için ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela Zaman, Türkiye, Yeni Şafak, Milli Gazete gibi gazeteleri bu konuda öncü olarak sayabiliriz. Bu gaztelerden birinde zaman zaman Atatürk dönemine ait anektotlar yazılıyor ve Atatürk’e ait olarak bildiğimiz gerçekleri bi başkasının üzerine mal ederek anlatıyor. Bunu okuyan örümcek kafalılar da “Atatürk kurtuluş savaşının neresinde?” diye soruyor. Çünkü kendisi gibi düşünen bi gazeteden olmasını umduğu gibi bir anektot buldu. Bu yüzden de buna inanmak daha kolay geldi.
Birde AKP’nin kapatma davası var. AKP’nin Atatürk düşmanı olduğunu bilmeyen yok. Ellerinden gelse Atatürk’ü tarihten silecekler. Ki bunu da adım adım gerçekleştirmeyi başarıyorlar. Yargıtayın AKP’ye açtığı kapatma davasındaki iddiaların içinde “Atatürk’ün Baş Öğretmen”lik sıfatının unutturulmaya çalışılması için kıdemli öğretmenlere “Baş Öğretmenlik” sıfatının verilmesinin bulunmaması beni çok şaşırtmıştır. Ne güzel di mi her yerde bi sürü baş öğretmen var. Neyse bu günlük bu kadar yeter.
Yobazın önde gideni olupta, yobaz olduğunun bile farkında olmayan yobazlara meydan bırakmayın.
22 April 2008, Tuesday 8:49
Bu ülkenin geleceğinin kararmasında yobazlar kadar bizimde suçumuz var arkadaşlar, iğneyi başkasına çuvaldızı kendimize lütfen, 80 yıl sonra bile Atam izindeyiz diyorsak, gelecek için aydınlık dimağlar yetiştiremiyorsak, halen bir takım çevreler ile kayıkçı kavgası yapıyorsak, ülkede demokrasi/hukuk varmış gibi yapıyorsak bu kurumları halen tesis edemediysek, 1920′lerde 30 larda yapılan demiryollarına bırakın ek yapmayı bir çivi bile çakmadıysak, nazi rejimindeki gibi iktidara gelir gelmez duble otoyol hikayeleri ile uyutuluyorsak… daha yazsam umman dolar ama kabahatimizin farkındayız herhalde daha fazla yazıp yüzümüzü kızartmıyalım..
23 April 2008, Wednesday 8:37
Büyük dedem yemen bozgununu yaşamış, fransız ve ermenilere karşı maraş halk direnişine katılmış bir osmanlı vatandaşı imiş…Öyle yapmacık değil, iyi bir Atatürkçü ve dindar bir insanmış…Dedem öyle söylüyor. Osmanlının o yıllara nasıl geldiğini okumuşsunuzdur herhalde ya da birileri anlatmıştır…Arkadaşlar bırakın kayıkçı kavgalarını, bırakın bu çılgın Türk edebiyatını. O yılları bir daha yaşamak istemiyorsak eğer, üretim toplumu olmalıyız- tüketim toplumu değil. Dünya çok hızlı değişiyor ve bu değişimde Türk toplumu olarak yerimizi almalıyız. Çocuklarımıza ve torunlarımıza iyi bir ülke bırakmalıyız. Millet olarak çanakkaleyi bir daha yaşamak istemiyorsak eğer lütfen birbirimizi anlayalım…
Kahramanmaraştan herkese selam.
24 April 2008, Thursday 18:16
Orhan Bey ‘e samimi ve objektif değerlendirmelerinden dolayı teşekkür ederim. Türk siyasetinde takiyyeciliğin, gariban edebiyatının yükselişe geçtiği şu günlerde içten duygularla Cumhuriyetine, Demokrasisine, Özgürlüğüne bağlı vatandaşlar olarak hepimize görev düşmektedir. Ne yazık ki - ben mağdurum, aha bu gözyaşlarım, verin oyları bana; bende 47 var hepinize rest - türünden aciz politikaların prim yaptığına hepimiz şahit oluyoruz. Umarım Türkiye şeriat denen dipsiz karanlığın içinde boğulmadan demokrasisinin kıymetini bilir.
Not: Fikirlerin özgürce ifade edilebildiği Autocadgunlugu.com da insanların düşüncelerini ifade etmelerine salyalarıyla hırlayarak karşılık veren insancığa: samimiyetsizliğinle, çirkinleşmenle, oraya buraya saldırmanla biryere varamazsın.
2 May 2008, Friday 9:00
Mustafa Kemal Conk bayırında ( tarihe böyle gecmiştir,aslında canak bayırıdır) haritasını acmış bulunduğu yeri tespi etmeye calışıyordu ki, Enver Paşa onu arar telefonla,Kemal nerdesin,arıyoum bulamıyorum seni der,Paşam; araziden yeni geldim bulunduğum yerin neresi olduğuna bakıyorum haritadan der,Enver Paşa, Kemal ne yapacaksın bulunduğun yerin neresi olduğunu,ben söylüyorum senin bulunduğun yer Kemal ‘in yeridir der ve M.Kemal’in göğsüne şarapnel parcası cartığı bu yer Kemal’in yeri olarak anılır.M.Kemal yahveri ile conk bayırından iner iken yaklaşık 60 kadar türk askerinin tepeye doğru kactığını görür; nereye gidiyorsunuz askerim der, askerler düşman komutanım der, yüzlerce Anzak askeri türkr askerinin peşine düşmüştür.M.Kemal neden savaşmıyorsunuz diye sorar,türk askeri mermimiz bitti komtanım der,M. Kemal de peki süngünüzdemi yok der.M.Kemal askerlerine süngü taktırır ve yere yatıp siper almalarını ister,bu durumu gören Anzak yüzlerce Anzak askeride yatar ve siper alır.M.Kemal; bizim bu savaşı kazanmamıza işte Türk askerinin bu davranışları neden olacaktır der…
M. Kemal savaş zamanında birliklerini yönettiği ve Gelibolu Yarım adasında bugünde var olan kücük bir köy evinde 25 gün kadar kalmış ve ordan ayrıldıktan sonra görülmüş ki yatağının hic bozulmadığı ve başının ucundaki pijamalara hic el sürülmediği anlaşılmış..
Bu savaş anıları ne ki……M.Kemal i M.Kemal yapan yüzlerce,binlerce olay,anı var.