Reklam ver...

Çok değil, 4.5 yıl…



Yazar Şevket Tekin
Mesleği Teknik Öğretmen (Emekli)
  Maçka Tek. Lis. Kartal End. Mes. Lisesi
web Şevket Hocadan Mektuplar
e-mail  

Bu da Şevket hocamın gönderdiklerinden. Hürriyet gazetesinden alıntıdır…

Bir tablo hayal edin…
Sanat eseri.
Miras… Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz…
Gururla seyrediyorsunuz…
Ama birileri, her sabah sizden önce uyanıp,
o tablonun başına geçiyor ve orasına burasına,
minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah, bir minik fırça darbesi.

Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor…
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Ama dedim ya… Kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz, o tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.

Peki, fark, nasıl farkedilebilir?
“Orijinal”in aslında ne kadar değiştiği, ne hale getirildiği, ilk bakışta ” şak diye” nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var: Kıyas.
Tablonun ilk haliyle…
Son halini yan yana koymalı .

E hadi, koyalım yan yana…

Türk Telekom, Arap’ın.

Telsim İngiliz’in.

Kuşadası Limanı İsrailli’nin.

İzmir Limanı Hong Konglu’nun…

Araç muayene işi Alman’ın.

Başak Sigorta Fransız’ın.

Adabank Kuveytli’nin.

İETT Garajı Dubaili’nin.

Avea Lübnanlı’nın.
Petkim? Ermeni’nin. (Kazak’a sattı, dediler. Kazağı bi çıkardık… Ermeni…)

N’olacak bu memleketin hali?
Rakı, Amerikalı’nın.
Finansbank Yunanlı’nın…

Oyakbank Hollandalı’nın.

Denizbank Belçikalı’nın.

Türkiye Finans Kuveytli’nin.

TEB Fransız’ın.

Cbank İsrailli’nin.

MNG Bank Lübnanlı’nın.

Alternatif Bank Yunanlı’nın.

Dışbank Hollandalı’nın.

Şekerbank Kazak’ın.

Yapı Kredi’nin yarısı İtalyan’ın.

Turkcell’in yarısı Finli’nin Rus’un.

Beymen’in yarısı Amerikalı’nın.

Enerjisa’nın yarısı Avusturyalı’nın.

Garanti’nin yarısı Amerikalı’nın.

Eczacıbaşı İlaç, Çek’in.

İzocam, Fransız’ın.

TGRT Amerikalı’nın.

Demirdöküm Alman’ın.

Döktaş Fransız’ın.

Süper FM Kanadalı’nın.

Hepsi Türk’tü.
Sadece 4.5 yıl önce.

Ya, sattılar.
Ya, satışa teşvik ettiler.
Ya da, kasıtlı IMF politikalarıyla söke söke satışa mecbur ettiler.

Taş üstüne taş koyanı, iyi kötü görmüştük de…

Taş üstünde taş bırakmayanı, ben ilk defa görüyorum.

Yılmaz Özdil - Hürriyet

Rastgele bir yazı

3 Votes | Average: 5 out of 53 Votes | Average: 5 out of 53 Votes | Average: 5 out of 53 Votes | Average: 5 out of 53 Votes | Average: 5 out of 5 (3 oy, ortalama: 5)
Loading ... Loading ...

3 yorum “Çok değil, 4.5 yıl…”

  • 1
    Mehmet BAYDAR
    19 October 2007, Friday 9:04

    Haklısınız hocam da hergün aynı tabloyu seyretmek de güzel değil. Bakın almanlara, bakın japonları ve diğerlerine mukayese edin. Osmanlıyı saymazsak, Cumhuriyetimiz 85 yaşına giriyor. Atalarımız bu Cumhuriyeti yerinde saysın diye mi emanet etti? 3 tane baraj yaptı diye havasından geçilmeyen şişmanlar bu tabloyu ne hale getirdiler? Güzelim tuval beceriksiz ya da satılmış ressamlara emanet edilirse nasıl bir sonuç beklenir ki?

  • 2
    miller
    23 October 2007, Tuesday 16:05

    Kesinlikle katılmıyorum hocam. Özelleştirilen her kurum kara geçiyor. Özelleşmeden önce çalışanlar maaşlarını bile halkın verdiği vergilerden alıyordu. Neden; zarar ettiği için tabi ki. BEnce herşeyin özelleemesi gerekiyor bu ülkede.

  • 3
    Recep GÜDÜ
    15 April 2008, Tuesday 9:20

    Evet haklısınız bir çok şirket küresel dünyanın pazarında satışta. Ama yerli sermayede alacak güç yok ki. Alsalarda dışarıya ürün satamıyorlar sonrada zarar feryat teşvik.

    Ereğli Demir çeliğin satışını düşünün OYAK aldı yerli sermaye alsın diye. Sonra daha fazla fiyata Fransızlara sattı. Yerli kuruluş alıp dışarıya satacağına Doğrudan dışarı satalım para ve kar devlet kasasına girsin.

Yorum bırak