Ders çalışırken neden konstantre olamıyoruz?
![]() |
Yazar | Mehmet Akça |
| Mesleği | Tasarımcı | |
| Yer | İzmir | |
Sevgili arkadaşlar internette dolaşırken böyle bir yazıya rastladım ve sizlere aktarmak istedim çünkü hemen herkesin çok büyük sorunudur bu konsantre denen şey…
“Öğrencilerin ders çalışırken en önemli sorunu ne?”
Ve hiç düşünmedem aklıma konsantrasyon, yani dikkatimizi çalıştığımız konuya verememe sorunu geldi.
Bu nedenle; bu yazımda niçin konsartre olmadığımızı, bir sonraki yazımda da konsantrasyonumuzu güçlendirmek için neler yapmamız gerektiğini işlemek istedim.
Gelelim öğrencilerin çoğunun başının belası konsantrasyon konusuna…
Konsantrasyon, kişinin çalıştığı bir konuya, meşgul olduğu işe ya da düşündüğü bir düşünceye yüzde yüz dikkatini vermesi ve kendini kaybetmesidir.
Konsantrasyon beynin bir silme faaliyetidir: Beynin bir anda algılayabeleceği her şeyi silip bir noktaya sabitlenmesidir.
Odaklanırken kişinin algılayabileceği etkenler, dış etkenlerin yanı sıra iç etkenleri de kapsar. Yani kişi ders çalışırken komşunun çocuğunun sesi, televizyondaki bir reklam, odasına girip çıkan bir kişinin dışında bir arkadaşıyla dün yaptığı bir tartışma, bir ay sonra gireceği sınavı zihninde canlandırarak, “Ya olmazsa diye bir düşünce….. gibi konular dersten kopmasına sebep olabilir.
İçerden ve dışarıdan gelen tetikleyiciler, kişinin ya bir noktaya sabitlenmesini engeller ya da konsantre olduysa sabitlendiği noktadan koparır.
İnsanlar iki temel sebepten dolayı konsantre olamazlar.
Zihin geçmiştedir.
Bu durumda beyin, geçmişin çöp tenekesinde bir şeyler karıştırıyordur. Genellikle de iyi şeyleri bulup önümüze getirmez.
Bir çok başarımız, mutluluğumuz, olumlu anımız dururken gidip bir yıl önce yaşadığımız bir başarısızlığı, 6 ay önce yaşadığımız bir hayal kırıklığını, bir ay önce yaşadığımız bir üzüntüyü gündeme getirir, tazeler, bize tekrar tekrar yaşatır.
O zaman üzüldüğümüz yetmiyormuş gibi şimdi de aynı olayları hatırlar ve üzülürüz.
Zihin gelecektedir.
Bu durumda, zihin, ya gelecekle ilgili en olumsuz ihtimale odaklanmıştır ve kaygı dünyasındadır ya da gelecekle ilgili devamlı fanteziler kuruyor olabilir.
Zihniniz, kaygı dünyasında ise sınavla ilgili en olumsuz ihtimale saplanmışınız demektir. Yani olumsuz düşüncelerle boğuşuyorsunuzdur.
Bu durumda, olumlu olmak için aktif bir çaba harcamalısınız. Eğer aktif bir çaba harcamaz ve durumun akışına bırakarak zihninizdeki düşünce tarzınızı değiştirmezseniz kendi kendinizi kilitlersiniz, çalışamaz hale getirirsiniz.
Bu durum, sınavdan önce öğrencilerin yaşadığı en yaygın ve en önemli sorundur. Çünkü kaygı stresi meydana getirir.
Oysa sınav stresini yenmek için beynimizi sınav anına değil, sınav sonundaki en olumlu ihtimale odaklamanız gerekir.
Zihin gelecek ise fanteziler koruyor olabilir diye belirtmiştik, bu noktada, insanın hedefi ile ilgili hayal oluşturması fantezi kurması ile karıştırılmamalıdır. İnsanın hedefleri ile ilgili hayal kurması, motivasyonun kaynağıdır.
Hiçbir hayali olmayan insanın, hiçbir gerçeği de yoktur. Her şey hayal kurmakla başlar. Hayal gücü, bilgi gücünden daha önemlidir. Hayaller umutları besler. Tabii ders çalışmak yerine hep hayal kurmakla zamanı öldürmek de ham hayal peşinde koşmak demektir.
Önemli olan sürece odaklanmaktır. Yani o hedefi hayal etmelisiniz, ders aralarında tabii… Bununla birlikte kesinlikle bu hedefe ulaşmak için çıkacağınız merdiven basamaklarını da görmelisiniz.
Burada fanteziden kastım; daha çok duygusal, romantik konulardır.
Ders çalışmaktan daha çok, yarın arkadaşınızla buluşup geçireceğiniz romantik saatlerin fantezisini kurmakla meşgul olmak bir sonraki dönemde de sizin aynı dersleri tekrar tekrar çalışmanıza neden olacaktır.
Özellikle ÖSS”ye ve OKS”ye hazırlık dönemi gerçekçi ve mantıklı olma dönemidir, duygusal olma dönemi değildir. Çünkü, bu sizin sınavınız ve sınava sadece siz gireceksiniz ve sınavda size sizden başka hiçkimse yardım etmeyecek.
ALINTIDIR.
Benzer Yazılar




(7 oy, ortalama: 3.86)
5 April 2008, Saturday 13:07
Hoş bir yazı , düşüncene sağlık.