Cuma
GüncelDünya Ekonomik Krizi üzerine Düşünceler
Sevgili okuyucular. Hepimiz şu anda dünyada cereyan etmekte olan ekonomik krizi yaşıyoruz. Kriz hepimizi bir şekilde etkiliyor.
Öncelikle kriz bizim ülkemize geldi mi, gelmedi mi onu anlamaya çalışalım. Öğrenci okurlarımız olaya daha politik ya da duygusal açıdan yaklaşabilirler. Ancak şirketi olan, ya da maaşlı olarak çalışan herkes bir şekilde kriz korkusunu hissetmektedir. Ülkemizde 2008 yılının Nisan ayından beri derin bir durgunluk vardır. Bunu hiçbir işveren ya da satıcı inkâr etmeyecektir. Bunun üstüne dünya krizi yaşanınca ülkemiz de elbette etkilenmiştir. Etkilenmenin belirtileri herkese göre değişebilir. Ancak hükümetin kriz öncesi övündüğü göstergelere bakılırsa, ülkemiz ciddi bir ekonomik krizdedir. (1) Döviz kurunun düşük olması iyi bir şey olarak gösteriliyordu. O halde şimdi krizi öncesine göre %40 daha kötü durumdayız. Milli gelirimiz 10,000 USD iken 6,000′e düşmüş durumda. (2) Borsa rakamları ekonomik iyilik olarak gösteriliyordu. O halde şimdi %68 daha kötü durumdayız. Elbette yıllardır özel işini yapan bizlere göre esas göstergeler (1) Cari açık, (2) Halkın ve şirketlerin kredi borçları, (3) Düşük seyreden kur ve (4) Yüksek faizlerdi. Bu ülkemizin kötü göstergeleriydi. Peki dünyada ne oldu?
Bizler ekonomi uzmanları değiliz. Ancak kırka gelen yaşımız, ülkemizde gördüğümüz 6 kriz ve dünyayı hep ilgiyle yakından izlememiş olmamız bize bazı fikirler veriyor.
2. Dünya savaşından sonra, insanlık büyük bir ders almış ve akıl yoluna (rasyonalizm) girmiştir. Sanayi devriminin de etkisi ile kitlesel üretim artmıştır. Hastalıklarla mücadele başarılı sonuçlar vermiştir. Barış yönünde önemli adımlar atılmış, teknolojik alanda önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Ancak insanlık bu aşamada bazı hatalar yapmıştır. (1) Öncelikle üretim için gereken kaynaklar sömürge yolu ile sağlanmış, bazı bölgelerdeki insanların yaşama alanları, kaynakları ve hayatları hiçe sayılmıştır. Bu insanlar adeta katledilmişler ve bu etik olmayan bir şekilde yapılmıştır. (2) Özellikle Avrupa’da sıradan insanlar çok fazla mesai yapmış eğlenceden, sosyal hayattan ve insani değerlerden uzak kalmışlardır. Sağlanan tatil imkânları ise gene fakir ülkelerin hizmet ve toprak kaynaklarına tecavüz şeklinde gerçekleşmiştir. (3) Avrupa insanı büyük bir özveri ile çalışırken Amerika kıtası savurganlığın ve eğlencenin merkezi olmuştur. Ne yazık ki bu kıtanın insanı tüketimde ahlâk ve vicdan sınırı tanımamıştır. (4) Kitlesel üretim, önceden sadece zengin insanların alabildiği ürünleri, kitlelere yaymıştır. Ancak bu savurganlığı ve kaynak israfını gündeme getirmiştir. (5) 1990 lara kadar önde tutulan mühendislik ve bilim adamlığı becerileri, bu yıllardan sonra pazarlamacı, satıcı ve finansçılar dediğimiz daha az eğitilmiş, dünya keyiflerine daha fazla düşkün insanlar lehine gelişmiştir. (6) Bu insanlar etik hakkında hiçbir sınırı tanımamış, para kazanmanın her yolunu mübâh saymışlardır. (7) Her iki dönemde de felsefeciler, edebiyatçılar ve sanatçılar arka planda kalmış, insanlık bu yönde törpülenmemiştir. (8) Büyük şirketler iyice kontrolden çıkmış, amaçları sadece daha çok para kazanmak olan organizmalar haline dönüşmüştür. Örneğin eskiden küçük firmalar sektörde her işi yapabilirken, şimdi sadece zahmeti büyük ederi küçük işler yapabilir hale düşürülmüşlerdir. (9) Finans sektörü o kadar ahlak tanımaz hale getirilmiştir ki, elinde parası olan hiç kimse iş kurmak istemez olmuştur. Bu gelişmelerin sonucu olarak :
(1) Ülke soyma: Bir dönemde, Arjantin, Brezilya, Malezya, Rusya, Türkiye gibi kötü yönetilen ülkeler zengin ülkelerin şamar oğlanı yapılmış, küçük bölgesel krizler oluşturularak inanılmaz kazançlar, bu halkların cebinden çalınıp küresel dev finansçıların cebine girmiştir. En önemli hırsızlık şekli şudur. Bir ülkede bakanları bağlayıp 6 yıl boyunca düşük kur politikası uygulanır. Bu arada o ülkenin yerli parasına istikrar başlığı altında yüksek faiz verdirilir. Diyelim ki %20. 2000 yılında elindeki 1,000,000 doları 1.65 yerli para biriminden bozduran bir yatırımcı 6 yıl boyunca %20 faiz alsın. 6 yıl sonunda 1,650,000 x 1.2 x 1.2 x 1.2 x 1.2 x 1.2 x 1.2 = 4,926,870 lirası oldu. O aralar döviz kuru 1.2 görüyor ve bu kurdan dolarlarını geri alıyor. Bu 4,105,000 dolar demek. O ülkenin vatandaşı, kendi refahı için harcanabilecek 3,000,000 doları, beceriksiz yöneticileri yüzünden yabancıya kaptırmış oluyor. Peki bu para nasıl karşılanıyor= Onu da kredi kartı yazımızda yazmıştık. İşte bu şekilde geri kalmış ülkeler soyulmuş oldu.
(2) Emtiya fiyatları: Ülke soyarak oluşan paralar aslında çok tehlikelidir. Çünkü üretim karşılığı yoktur. Normalde bu kadar bol para varken faiz yüksek olamaz. Bunun çözümü olarak ya o parala yakılmalı ya da hibe olarak harcanmalıdır. Bunun yerine ne yapıldı? Değişik bölgelerde savaşlar çıkarılarak, silah tüccarlarına aktarıldı. Bu bol para, petrol, demir, altın v.b. gibi ürünlerin fiyatlarının artmasına yol açtı. Aslında bu da çok ballı bir iş. Çünkü halka bol bol kredi dağıtıldığı için, halk soyulmaya gönüllü. Borç para ile araba alıp, kredi kartı ile benzin alabiliyorken neden yaya kalsın ki J O da bir araç alsın. Sonra saatlerce trafikte beklesin. Biz gençken petrol fiyatları vari başına 9 dolardı. Bu dönemde gazetelerde şöyle haberler çıkardı. “Fransa’da 150,000 USD a şato”. Evet gerçekten de emlak para etmiyordu. Durum tersine dönüp petrol 150 USD olunca, arapı, rusu, venezuellalısı binbir türlü zengin türedi ve bu insanlar Avrupa’nın her yerinden konut almaya başladılar. Şu Dubai’de yapılan inşaatlara bakın. Şu İstanbul’da yapılan binlara bakın. Durum İsviçre’de bile aynı. Sonuçta ev fiyatları uçtu. Üstelik te bu fiyatlardan insanlara kredi ile ev sattılar. Bu da başka bir soygun oldu.
(3) Sigorta soygunları: Maalesef bu grupta soyulanlar arasında bizler de varız. Devletler ile sigorta şirketleri bir araya gelip, emeklilik, sağlık v.b. isimler altında hepimizi soydular. Dışarıda %20 faiz verilirken, bu sisteme parasını koyanlar 10 yılda -%5 faiz aldılar. Yani kaybettiler.
(4) Sağlık: Soygunun belki de en ahlaksızcası bu alanda yapılıyor. Devlet, sigorta şirketi, ilaç şirketi el ele halkı soyuyorlar. 1 YTL ye imal edilen ilaçlar 60 YTL’ye satılıyor. Halk rahatsız değil. Çünkü devlet ödüyor. Halbuki öte yandan gir gide fakirleşiyoruz. Bu konu çok derin çok uzatmayalım. Sadece şunu söyleyelim ki, ülkemiz doktor ve eczacılarında en ufak bir vicdan kalmamıştır.
(5) Gıda fiyatları: Finans sektöründeki parlak çocuklar gıda fiyatlarına dokununca işler dönmeye başladı. Çünkü unuttukları bir şey vardı: Kendileri karides, havyar yerken 5.5 milyar insan buğday ve pirinçle besleniyordu.
İşte bugünkü finsansal krizin ardında bu kadar büyük bir açgözlülük yatıyor. Ancak bunun suçlusu bizleriz. Evimizde televizyon varken, 82 ekran plazma, onu aldıktan sonra 106 ekran LCD, onu aldıktan sonra PS3, ondan sonra cep telefonu ve böyle böyle geleceğimizi ipotek ettik. Biz suçluyuz çünkü beceriksiz yöneticiler seçtik. Biz suçluyuz çünkü başımız ağrısa hastaneye gittik. Biz suçluyuz çünkü ülkemize sadık olamadık. Biz suçluyuz çünkü gidip özel sigorta yaptırdık. Biz suçluyuz çünkü hiç şikayet etmedik.
Şimdiye kadar 152 kere okunmus. Bu hafta: 4 Bu gun: 2 En son: 6 January 2009, 0:56Yazı Etiketleri: Güncel
İLGİLİ YAZILAR
POPÜLER
- Bahçe aydınlatması çizimi.
01/05/2009 06:15 pm
3 Comments - 3B Katı Modelleme 1: Giriş
01/05/2009 03:11 pm
18 Comments - PDF Çıktı Almak
01/05/2009 10:35 am
5 Comments - 3B Modelleme 10: FILLET komutunu katılarda kullanmak.
01/05/2009 10:31 am
2 Comments - 3B Modelleme 18: Katı Modelin Kenarlarını Renklendirmek.
01/04/2009 07:11 am
5 Comments