Dünyanın en borçlu 5. ülkesiyiz…
![]() |
Yazar | Orhan Toker |
| Mesleği | Y. Mimar İTÜ | |
| Autodesk Yetkili Danışmanı | ||
| AutoLISP, SQL, PHP, VBA ve veritabanı | ||
| uzmanı |
Sevgili günlükçüler,
Epey zamandır giydirmiyordum herhalde özlemişsinizdir. Bu gün üç ay kadar önce okuduğum bir haberle ilgili yazı yazmak istiyorum. Haberin başlığı dünyanın en borçlu 5. ülkesi olduğumuzdu. Bebeğimin dünyaya gelmesi ve işlerimin yoğunluğu dolayısıyla bu konuda yazmak yeni nasip oldu. Herhalde bu arada en borçlu 2. ülke olmuşuzdur :) .
Birinci dünya savaşından sıfırı tüketerek çıkmış, milli bağımsızlık mücadelesini kendi ambarındaki tahıl, kolundaki bilezik ve parmağındaki yüzükle vermiş, Osmanlı’nın borçlarını da yüklenerek bir cumhuriyet kurmuş ülkemiz 1942 yılına kadar borçlarının tamamını ödemiş ve dış borca hiç ihtiyaç duymamıştır. Bu yıldan sonra ne olduysa, Amerika’nın hibeleri kabul edilmiş, Marshall ve Johnson yardımları ülkemize girmiş. Ardından gelen her hükümet, IMF buyruğuna girerek borçlarımızın üzerine borç katmıştır.
Sayın başbakanımız bir konuşmasında “borç yiğidin kamçısıdır” diyerek borçlu olmamızı savunuyordu. Elbetteki kendisi bu tip durumlarda “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” gibi en kıymetli cümleleri seçebildiği için onu söylediklerinden muaf tutuyoruz ve borçların nereden kaynaklandığı konusuna geçiyoruz.
Borçlarımız aslında sadece hükümetlerin politikalarının bir sonucu değil bizim bireysel hatalarımızın da bir ürünüdür.
Geçenlerde bir tanıdığımla konuşurken, aylık gelirlerinin 2,000 YTL olduğunu, buna karşın giderlerinin 4,000 civarında olduğundan bahsediyor ve bu şartlar altında borçlanmamanın imkansız olduğunu vurguluyordu.
Yine beş yıldır kullandığım ve daha sapasağlam olan arabamı götürdüğüm serviste, arabasını alalı daha iki yıl olmuş insanların, artık yenileme zamanı geldiğini düşündüklerini ve banka kredisiyle yenisi almayı istediklerini gözlemliyorum.
Öte yandan, esas maliyeti 100-125 bin YTL olan konutların, 300-400 bin YTL’ye daha proje üzerinden bilmem kaç yüz taksitle satıldığına şahit oluyoruz.
Evde televizyon var. Ancak elektronik mağazasında 48 taksitle, plazma TV satılıyor. Üstelik 50 YTL.- de bonusu var. Neden olmasın?
Yapılan bir ankette, insanlarımızın %90 gibi bir çoğunluğunun önümüzdeki bir yıl içinde yeni bir cep telefonu almayı planladıkları görülüyor.
Sevgili arkadaşlar, bu yukarıda saydıklarım borçlanma türlerini hepsi de bizim bireysel isteklerimizi frenleyememizden kaynaklanan borçlar. Esasında ülkemizin borç bağımlılığının büyük bir kısmını taksitle alışveriş eden veya bankadan kredi çeken bizler oluşturuyoruz. Çünkü sizin kredi kartınızı taksitlendiren ya da size kredi veren banka bu paraları dış borçlanma ile karşılıyor.
Şimdi sizlere küçük bir hesap yapacağım. Kimi insan konut almak için aylık %1.9 ile konut kredisi alıyor. Diyelim ki 48 ay vade (yani 4 yıl) ile 100 bin YTL kredi aldınız. Bakın 4 sene sonunda ne kadar ödeyeceğinize:
100,000 x 1.019 48 = 246,800 YTL.-
Gördüğünüz gibi yılda %9-11 enflasyon olan ülkemizde 4 yıl için enflasyon değerinin tam 3 katı faiz ödüyorsunuz.
Sevgili arkadaşlar, ülkemiz her hafta 1 Milyar USD.- borç faizi ödüyor. Bu miktar her geçen gün artıyor. Bu borcu bize veren insanlar dünyanın en kolay kazancını ediniyorlar.
Borcumuz olmasa neler olurdu biraz hayal kuralım.
- Haftada 1 Milyar dolar ödeyerek İstanbul’un tamamını kapsayan 14 hatlı bir metroyu 1 senede tamamlayabilirdik. Böylece çocuklarımızı okula göndermek için bir minibüse 30 kişi tıkmazdık.
- Çocuklarımız ücretsiz okur, öğretmenlere ve okul müdürlerine rüşvet vermek için çırpınmazdık.
- En temel hakkımız olan sağlık hizmetlerini adam gibi alır, sabahın köründe hastane kuyruklarında olmazdık.
- Bizi tehdit eden dış unsurlara istediğimiz önlemi alır, uzaktan eli kolu bağlı kabak gibi seyretmezdik.
- Depremlerde ucuza yapılmış çarpık binalarımız yıkılmaz, her yağmurda alt yapımız çökmezdi.
- Doğan çocuklarımız dünyanın en borçlu insanı olarak dünyaya gelmezdi.
- Hakkari’deki okulda okuyan öğrenci ile Robert Koleji’nde okuyan öğrenci üniversitede yan yana okuyabilirdi.
- Sarhoş Sarkozy Türkiye’den birini karşılarken kapılarda bel büker, abuk subuk konuşamazdı.
- Avrupa’lı bunaklar, emeklilik sistemlerini kurtarmak için bize yalvarırdı.
- Dağıtılan bedava bir ekmek için insanlar kendini rezil etmez, çamurun içinde kavgaya tutuşmazlardı.
- Talep manyaklığımızı durdurursak fiyatları da düşürebilirdik.
Her zaman suçu devlette aramak boşuna. Bu borç hepimizin. Bundan sonra kredi kartınızla taksitle bir şey alırken ya da bankadan kredi kullanırken ülkenize ne kadar kötülük ettiğinizi düşünün. Aldığınız araba o kadar gerekli mi? Ev alabilecek durumda mısınız? Gerçekten yılda 1,500 YTL.- sağlık gideriniz var da mı sigorta yaptırıyorsunuz? Acaba tüplü televizyonunuz çalışmıyor da mı yenisini alıyorsunuz? Ya cep telefonu? Her yıl değiştirmeli miyiz? Hesabınızı iyi yapın…
“Borç yiğidin kamçısı değil prangasıdır.” “Ayağımızı yorganımıza göre uzatalım!”
Rastgele bir yazı


18 June 2007, Monday 9:43
Faizle borç veren, yarın öbür gün insanların kapısına silahla dayananlara tefeci derdik hatırladınızmı, Evet artık tefecilik kanunla, hukukla yapılıyor. Avrupanın sadece kredi vermekle ünlü bir kuruluşu geçenlerde ZORLU bir mücadele ile bir banka satın aldı ve hemen kancayı ülkenin zaten en fakir kesimi olan memur, işçi ve köylüye attı, neymiş efendim işte kredi faizleri çok düşmüşmüş. Güzel kardeşim senin cebinde para olmadıktan sonra borçla harcamının faizi 1000,de 5 olsa nolur %5 olsa noolur. Sevgili orhan kardeşimizin bu yazısına lütfen kulak tıkamıyalım, su tasarrufu ile ilgili yazıda maalesef ilgi görmedi, sanıyorum bu yazıda ilgi görmiyecek, çünkü ünlü Türk büyüklerimizin söylediği gibi, “akıl verme, para ver”
:D
19 June 2007, Tuesday 13:28
sayın hocam herkes sizin gibi düşünse bu memleket ihya olacak ama önce insanlara dürüstlüğü devlet malı deniz yemeyen keriz mantığının ne kadar bu ülkenin kaynaklarına pervasızca saldırma amaçlı olduğunun farkına vardırabilsek işte o zaman kalkınmaya başlarız
20 June 2007, Wednesday 13:50
Keşke herkse sizin gibi gerçekleri görebilse.Ama ne yazık ki insanlarımızın büyük kısmı gerçeklerim farkında değil.
30 June 2007, Saturday 8:12
Hocam söylediklerinize kelimesi kelimesine katılıyorum. Ama 900-1000 ytl ev kiralarının konuşulduğu bir yerde kredi çekip ev almak insanlara daha cazip gelmesi normal değil mi? Cep telefonu, yeni televizyon, araba, kıyafetler gibi lüks tüketimlere dediğiniz şekilde katılıyorum. Ülekemizde sanki herkesin arabası olması gerekiyormuş gibi bir inanış var.
11 March 2008, Tuesday 16:03
Kelimesi kelimesine katılıyorum. Üretmeden tüketmeyi öğrettiler. Üretim olmadan kalkınılamıyacağını; borçlanarak kalkınılacak zannettelir. Kanla kazanılan vatan toprağının; borçlanarak elimizden alınacağını unutmamalıyız.
Kısacası Türk insanı uyanık olmak zorundadır. İki dingilli, 4 tekerli elin arabasınaı dünya kadar para kaptıracağımıza hindistan, çin gibi bizde kendi arabamızın üzerende olmalıyız.
25 April 2008, Friday 0:19
sayin hocam degerli yorumun icin tsk ederim -kredi.gereksiz harcamalar vs cok sey var fakat hocam bence bir sey unutmadinizmi eski bir genel kurmay baskani nin dedigi gibi guneydoguda dusuk yogunliklu bir savas var hocam buda bir etki degilmi yilda 15 milyar ABD dollari degerinde harcama yapiliyor kime karsi -hocam diyorum sanirim siradan biri degilsiniz peki bu savas kime karsi niye veriliyor bunlari bir dusunsek emperyalist lerin zaten derdi bu degilmi biz sinirlarimiz icinde barisi saglayip bu kirli savasi durdurursak inanin avrupali- abd li silah tuccarlari bize silah satmak icin gene atesi koruklemek isteyecekler buda onlarin hesabina geliyor hocam bir milyon asker besliyoruz ve bununla ovunuruz demi peki kime karsi besliyoruz bu orduyu neden cunku bizde tirkun turkten baska dostu yok sendrumu var sayin hocam bence sebeb sonuc iliskilerini detayli vermek gerek elbete size katiliyorum ama bence daha deteyli dusunmek gerek artik baskasinin dayatmalariyla gidip gelmeyi birakalim ic baris ic huzur bunlari saglarsak inanin guzelim turkiyem en fazla 5 senede ortadogunu super gucu oluruz sadece askeri degil ekonomik olarak zaten ekonomi oladan ordun buyuk olmus para etmez uzun lafin kisasi hocam once ic baris bu savasa giden 15 milyar ABD dolari ve bir o kadar da kurt turk genci kor bir savasda oluyor bosubosuna fazla uzatmak ismiyorum umarim yazdiklarim yanlis anlasilmaz sadace vatanimin boyle perisan olasina dayanamiyorum