AutoCAD Günlüğü | » Homo-Kamera Sapiens: Herkes Kameralı… > AutoCAD, AutoLISP, AutoCAD Dersleri, Mekanik Tesisat, Bilgisayar, Yazılım, Özel Yazılım

Homo-Kamera Sapiens: Herkes Kameralı…


Yazar Oruc Türker Özger
Mesleği Bilgi Teknolojileri Uzmanı
  Yazar, müzisyen
web Klik Medya
e-mail  

 

Kameralı telefon henüz 5 yıl önce piyasaya sürüldü. Yıl sonunda yaklaşık 320 milyon kişinin onları kullanacağı tahmin ediliyor. Bu gelişme, etkileşim biçimlerinin evrimini de tetiklerken, bir “kamera telefon ekosistemi” yaratmaya başladı.

 

İnsanlar kaçışıyor; kimi panik halinde, kimi umudunu yitirmiş ağlıyor. Yarım saatlik bekleyiş sonrası kapılar açıldığında, yoğun kara bir duman Londra yeraltı treni yolcularını sarıyor. Bütün bu kargaşadan her nasılsa sıyrılmış Adam Stacey adında genç bir adam, yanındaki arkadaşına “Çabuk!” diyor “Bir fotoğrafımı çek!” Olay sonrası gerekçesini “Birkaç arkadaşıma, ‘İşe giderken bakın ne oldu?’demek için gönderecektim.” diye açıklıyor, “Haber bültenlerinde göreceğimi hiç ummazdım.”
Alfie Dennen, Stacey’nin 29 yaşındaki iş arkadaşı, fotoğrafı alır almaz ona ulaşmaya çalışıyor; ancak aşırı yüklenme nedeniyle kilitlenmiş iletişim yüzünden birçok diğer Londralı gibi o da başaramıyor. Arkadaşının canlı olduğunu gösteren elindeki tek delili de beş dakika sonra, moblog.co.uk adresli weblog’a gönderiyor. Bu adres, internette giderek yaygınlaşan mobil-foto paylaşım sitelerinden biri… Aile resimlerinden ya da manzara görüntülerinden sıyrılıp, bir anda gerçek zamanda yaşanmış bir trajedinin ya da afetin görüntüleriyle doluyor. Mobil ağlardaki ileti akışının, acil durum çağrılarına öncelik verecek biçimde düzenlenmesi gereği böylelikle beliriyor. Birkaç saat içinde belli başlı tüm televizyon kanallarında gözükecek fotoğrafın yolculuğu böylece başlıyor. Stacey ve arkadaşının cep telefonu ve weblog kullanarak yaptığı bir terörist saldırının ilk elden görüntüsünü milyonlara ulaştırmak değildi sadece. Bu süreç, kablosuz bir evrenle bağlanmayı sağlayan ve görüntüleyebilen bir cihazın işlevini de vurguluyor. Artık kameralı mobiller, tıpkı modern zamanın İsviçre çakısı gibi herhangi bir cepte ama kesinlikle yanınızda taşınmalı.

Patlama anının bu mobil-fotosu haber kanallarına yağan yüzlercesinden yalnızca biri. İlk bomba patlayalı daha on dakika olmadan BBC’nin eline 50′den fazla mobil foto geçiyor. Hafta sonu geldiğinde, 7 Temmuz 2005′ten üç gün sonra, eldeki mobil fotoğraf sayısı bini aşıyor. Saat 10.00′daki ilk haber bülteninde BBC, iki mobil görüntü kaydı kullanılıyor. Bütün bu sayılar ve e-posta ya da doğrudan cep telefonu yoluyla gönderilmiş onlarca video parçası, tanıkların kamera kullanma oranını da yansıtıyor.

Bu örnek, sıradan vatandaşların haber üzerindeki etkisini doğru yerde ve doğru zamanda olmakla nasıl artırabileceğini gösteriyor. Bir dakikadan daha kısa sürede; bir fotoğrafı çekip hafızada saklamak ve dünyanın en uzak noktasına göndermek mümkün. Deneyimin anındalığı, büyülü yanı oluşturuyor.

Dünyanın ilk kameralı telefonu Kasım 2000′de Japonya’da satışa çıkmıştı. Bu yeni cihaz, CMOS görüntü alıcısı sayesinde, bildik CCD alıcılı kameralardaki yüksek enerji ihtiyacından kurtuluyor, gerekli enerji artık cep telefonunun ince pilleri ile karşılanabiliyordu. Kameralı-mobil evrenin sınırları işte şimdi genişleyebilirdi.

“Geleceğin İmgesi” başlığıyla 10–12 Ekim 2005 tarihleri arasında Monterey Kaliforniya’da düzenlenen mobil görüntüleme zirvesi, henüz beş yaşındaki evrenle ilgili çarpıcı sayılar veriyor (http://mobileimagingsummit.com/). Perspektifler konulu bir konferansta,”Kamera-telefon ekosistemi” olarak tanımlanan pazardan, kazanç fırsatları üzerinde duruluyor. Piyasada satış kaydı yapılmış kameralı cep telefonu sayısı 2000 yılında bir milyondan daha azken 2004 yılı sonunda 200 milyonu buluyor. Bir önceki yılın iki mislinden daha çok artarak süregelen satışlarla, bu yılın sonu için tahmin edilen sayının diğer kameralarla birlikte 320 milyon olması bekleniyor. Yine 2007 sonunda 600 milyondan fazla kameralı telefon kullanılacağı söyleniyor. Analistler, 2007 itibariyle, New York kentinin her mil karesine 8 binden fazla kameralı telefon düşeceğini öngörüyor. Kullanıcılar herhangi bir merkeze yılda bir fotoğraf gönderecek olsa milyonlarca görüntüyle baş etmek hiç de kolay olmayacak.

Bütün bu sayılar, kameralı mobillerin, gelecekte görüntülerin birincil kaynağına dönüşeceğinin açık delili. Endüstrinin içinden kimselerin trilyonlarla ifade edilen hesaplara çoktan başladığı sektör, kablosuz bir ağ ortamı sayesinde servis sağlayıcıların, uygulama geliştiricilerin, dağıtımcıların ve daha onlarca bacasız sanayinin iştahını kabartıyor. Gerekli teknoloji bugün burada olsa bile iş süreçlerinin bulunmadığı düşünülüyor. Haberleşme altyapısındaki her değişiklik; daha başarılı olabilmeye adanmış organizasyonları, stratejileri ve iş süreçlerini yeniden değerlendirmeye zorluyor. Önemli olan, sadece yeni altyapı ile hangi yeni uygulamaların mümkün olduğu değil iş açısından hangi anlamı taşıdığı…

Şablonuna ayrılmaz parça olarak kameralar yerleştirilmiş cep telefonları, tarihin en çok satılan ve en hızlı tüketilen elektronik ürünü, Avrupa ve Amerika’da kullanımdaki mobil telefonlarda kameraların ortalama çözünürlüğü 0,3 mega pikseli geçmezken, teknolojinin doğduğu esas merkez Uzak Asya’da tüketicilerin elindeki telefonların çözünürlük ortalaması üç mega pikseli buluyor. Kaliteli görüntü batıda da kısa bir süre içinde yaygınlaşacak. Işığa duyarlı algılayıcılar, bunlara bağlı mikroişlemci sayesinde yakalanan görüntüyü sayısal ortama aktarıyor. Resim kalitesini belirleyen tek etmen kullanılan algılayıcının türü değil, optik sistem ve verinin yazılım ile işlenme şekli de önemli. Sayısal kameralarda genelde iki tür algılayıcı kullanılıyor. Bunlardan ilki CCD (Charge-coupled Device) algılayıcı, yüksek kalitesiyle kameralarda sıklıkla tercih ediliyordu. İkinci algılayıcı, CMOS (Complementary Metal Oxide Semiconductor - Metal oksit yarıiletken) ise nispeten düşük görüntü kalitesini, düşük enerji ile çalışabilme özelliğiyle dengeliyor. Bugün enerji sorunu, depo gücü yüksek yoğun pillerle büyük ölçüde aşılıyor. Artık kameralı telefonlar tıpkı diğer sayısal görüntü kaydediciler gibi markalı lenslerle, yüksek kapasiteli hafıza kartlarıyla donanabiliyor.

Kameralı telefonlar gündelik hayatımızın bir parçası haline gelmeye başladıkça, yakın gelecekte sadece aile ve arkadaş çevresi değil, aynı zamanda iş bağlantıları için de kullanılacak. Süreç, standart telefonların sosyal bir araç olmasıyla başlayıp birer iş aracı haline gelmelerine çok benzer aslında. Geleneksel telefonlar bize işle ilgili bir şey söyleme şansı tanırken, kameralı telefonlar işle ilgili materyaller gösterebilme olanağını da veriyor. Bir barkot okuyucu ya da RFID aracılığıyla, varlıkları ayırt etmeye olanak sağlıyor. Kimlik bildiren bu izler her zaman paketin üzerinde olmayacak, insan derisinin altına yerleşmiş tanımlayıcı RFID’ler kapılardan geçmemizi, binalara girişimizi karara bağlayacak. Aslında mobil teknoloji bunun da ötesine geçti. İnsan yüzünü birbirinden ayırabilen ve tanıyan duyarlılıkta kameralar cep telefonlarına yerleştirilip satışa sunuldu bile.
İnsanlar sosyal ortamlarda kameralı telefonları kullanıyor olmakta rahatladıkça, onları iş ve kamu kuruluşları ile etkileşim sürecinde de kullanma fırsatlarını arayacak. İşle ilgili bağlantı kurmanın çabuk ve ucuz yolu olarak da kameralı telefonlar rol alacak. Organizasyonlar bu eğilimi daha kaliteli ve değerli iş uygulamaları geliştirmek için kullanacak. Çoğul ortam çağrı merkezlerinde bütün veriler değer bulacak, işlenecek, istiflenecek, dağıtılacak.

Güvenlik, mobil telefonlara uyum sürecinde olduğu gibi kameralı telefonlara uyum sürecini de yönlendirecek. Bir kapkaç, kaza, hatta cinayete tanık olan veya çevrelerinde herhangi bir problemle karşılaşan kişiler, mesela bir çukurun açık olması veya kamu yararını ilgilendiren konularda, polisi ya da başka bir kamu görevlisini bu durum hakkında bilgilendirip, aksaklıkları kolaylıkla gösterebilecek.

Bir saldırı veya hırsızlık olayında olayın rapor edilmesi, şüphelinin fotoğrafını da teslim eden bir tanık yardımıyla, görevli birimler o çevredeki güvenlik kameralarına erişim sağlayacak. Bu veriler tekrar değerlendirilebilecek ve en uygun kameralara çabucak ulaşılacak. İlgili diğer olayların belirlenmesi ve de araştırılması sağlanabilecek.

Resimler ve görüntüler bazen sözlerden çok daha fazla şeyi anlatabilir. Çok yakında müşteriler iş hayatında da göstermek istedikleri, sözle ifade edemedikleri durumların üstesinden kolayca gelebilecek. Örneğin bir sigorta şirketi için, kaza anında müşteri tarafından anında çekilen görüntü; zararın tazmini açısından olası hataları önleyip, kişilere yardımcı olabilecek.
Kameralı telefonla etkileşim biçimleri de tamamen evrim geçirecek. Çağrı merkezi sorumluları adeta bir yapımcı, çevirmen veya işbirlikçi rolleriyle, hem medyanın düzenlenmesi ve anlamlandırmasında hem de ilgili kanallara ulaştırılmasında önemli bir sorumluluk alacak. Gönderilen her bir fotoğrafa veya video görüntüsüne, bir insanın tek başına bakması mümkün değil. Araştırmacılar bu büyük hacimlerin altından kalkma ve bu güçlükle baş etme yolları üzerinde çalışıyor. Çözümlerden biri, bu medya sunumlarını gün, yer ve konusuna göre indeksleyerek, sadece gerektiğinde yorumlanmasını sağlamak. Böylelikle insana gerek kalmayacak. Tag adı verilen küçük izlerle sınıflama yoluna gidilecek; hangi fotoğrafın daha “önemli” olduğuna da bir insan değil siber-organizma karar verecek.

Kullanıcıların üçte ikisi, çektiği fotoğrafları nadiren bilgisayarlarına yüklüyor. Yüzde yetmişi ise fotoğrafları başka bir telefona gönderiyor. İstatistiklere göre kullanıcılar, kameralı cep telefonları tercih ediyor ama henüz etkin kullanamıyor. Aksine telefonun görece “muzır” kullanımı daha yaygın… Paparazzi ismi çoğu yerde “snaparazzi” olarak anılıyor artık. Kameralı telefonlar; İngiltere, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüzme havuzu, spor salonları, soyunma odaları, bekleme salonları gibi yerlerin bazılarında yasaklanmaya başladı bile. Suudi Arabistan’da ise aygıtın ülke genelinde satışı yasaklandı.

Bugün fotoğrafla belgelenmemiş bir dünyayı düşlemek neredeyse imkânsız. Oysa insanlık sadece son 160 senedir kendini kaydediyor. Her anı, oracıkta sayısal kodlanmış fotoğraflara dönüştürüp paylaşmaya ise yeni yeni başlıyor. Dört bir yana yayılmış ve birbirinden anında haber alan, tek merkezden idare edilen içeriği ayıklanmış görsel bilgilerin, insanüstü bir hızla değerlendirileceği bir çağa ise şimdilik girmedik. Yüzyıl sonrasının insanları, atalarının buna olanak tanıyan aygıtlara ancak yirmi birinci yüzyılın başında kavuşmuş olmasına büyük olasılıkla şaşacak. Çünkü insanlık, kutsal kitaplardan tanıdığı; her an, her şeyden haber alan, gören, kararları kati, çabuk bir tanrıyı yeniden ve bu kez siber önadıyla yaratmış olacak.

Benzer Yazılar

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 votes, average: 3 out of 5)
Loading ... Loading ...

Yorum bırak