Reklam ver...

Kablosuz gelecek…



Yazar Oruc Türker Özger
Mesleği Bilgi Teknolojileri Uzmanı
  Yazar, müzisyen
web Klik Medya
e-mail  

Masaüstünde kendi halinde duran, hesap yapmaya veya yazı yazmaya yarayan bir bilgisayar internete bağlandığında; onu kucaklamadan içindekileri başka bir yere götürmek ya da başka milyonlarca benzerini ayağımıza getirmek mümkündü. “mobil telefon” “mobil internet” “mobil pc” kavramları artık kabloya muhtaç olmayan yeni bir dünyayı haber veriyor.
“Online” yani hatta olmak, artık hayatın vazgeçilmezi… Birkaç saat, yaptığı işe göre birkaç dakika internet olamazsa kimileri, belki de zamanında değerlendirilmesi gereken bir e-mail, bir mesaj kaçırarak zorluklar yaşayabiliyor. Kafelerde, otellerde, caddelerde, kütüphanelerde, havaalanında kablosuz bir ağın parçası olmak, internette gezinmek cep telefonu ya da benzeri avuç içi bilgisayarlarla bile çok kolay.

Müzik, video, televizyon, dijital kamera, projeksiyon cihazı, hatta billboardların kablosuz çalışmasına neredeyse hiç şaşırmıyor insanlar. Giysilerin, takıların, evrak çantasının, arabaların kablo olmadan iş gördüğü bir gelecek onları bekliyor.
Havada uçuşan fakat görünmeyen sayısal bilgiler her zamankinden daha özgür. İlk bakışta kullanışlı niteliğiyle her yana yayılması kaçınılmaz gözüken bu teknoloji, güvenlik gerekçeleri öne sürülerek kimi ülkeler de kısıtlanmaya başlandı bile.
 “Mobil çağrı merkezi” giderek herkesin bildiği bir tanıma dönüştü. Oysa bilgi teknolojisi teorisyenleri elektrikli her türlü cihazın kablolar olmaksızın birbiri ile iletişim içinde olacağını çok önceden “yakınsama” kavramını açıklayarak haber vermişti. Öngördükleri “Yakınsama”, sözcük anlamını cihazların, teknolojilerin, içeriklerin, şebekelerin tek bir noktada toplanması, böylelikle yakına getirilmesiydi.

Başlangıçta sıradan bir iletişim aracı gibi algılanıp hızla yayılan cep telefonları, G2 olarak adlandırıldı. Bunlar üzerinde kullanılan teknolojiye de “WAP” dendi. Basit aygıtlar kazandıkları ek özelliklerle giderek cep terminaline dönüştü. Bugün Telefonla konuşmak, ajandaya not düşmek, hesap makinesini, radyoyu, MP3 çalıcısını, takvimi, saati kullanmak ya da oyun oynamak gibi basit işlevler bile zorunluluk hissi uyandırıyor. Mobil cihazları herkesin taşıyacağı izlenimi giderek bir inanca dönüşüyor. Halen yayılma aşamasında olan ve yakında ömrünü tamamlayacak bu tip cihazlara G3 terminaller deniyor. Üçüncü nesil cep telefonlarının işlevleri; sesli ve görüntülü iletişimle sürerek son bulacak. Artık teknoloji; GPS, telsiz ve bilgisayar özellikleri, tekno-insanın sahip olmayı arzuladığı tüm bilişim kolaylıklarını tek bir cihaz üzerinde toplamayı vaat ediyor. Bu geleceğe insanlığı taşıyacak altyapı ise tamamıyla kablosuz tasarlanıyor ve gerçekleştiriliyor.

Internet’in babası olarak ün yapmış Prof. Leonard Kleinrock, veri paketlerini anahtarlamanın diğer deyişle mesajları iletmenin temel ilkelerini daha MIT’de yüksek lisans öğrencisiyken ortaya çıkarıyor, Internet’in 29 Ekim 1969 tarihinde, UCLA Üniversitesi’nde doğduğunu açıklıyordu. Kleinrock’un 1969 yılında hazırladığı internet vizyonu kendi ağzından şöyleydi: “Internet teknolojisi her yerde olacak, her zaman erişilebilir ve kesintisiz olacak”. Türkiye’ye 9 Temmuz 2004’te bir telefon şirketi tarafından düzenlenen “Gelecekle Yüzleşmek” başlıklı konferans için geldiğinde şunları da ekliyordu: “Vizyonu gerçeğe dönüştürdük. Şimdi ise yeni adımlar atmak üzereyiz; Hedef, herkesin istediği yerden herhangi bir cihazla Internet’e bağlanabilmesi. Bu uzak görüşü biraz daha genişlettiğimizde ise son nokta, Internet’in gerçekten küresel bir ‘sinir sistemi’ haline gelmesi olacak”.

Kleinrock, sinir sisteminin şimdiki adı Internet’in gelecek 3 evresini ise şöyle sıralıyor: “Nomadic Computing, Gömülü (Embedded) Teknoloji ve Ubiquitious Computing; Nomadic Computing, herhangi bir yerden sisteme girdiğinizde hiçbir parametre ayarı yapmadan sistemin sizi tanıması ve Internet’e erişebilmeniz anlamına geliyor. Embedded Teknoloji ise, çeşitli mekânlara yerleştirilen akıllı cihazlarla Internet’e erişime olanak sağlıyor. Son nokta olan Ubiquitious Computing sayesinde ise, dünyanın neresinde olursanız olun, her şekilde Internet’e erişebiliyorsunuz.”

Kablosuz Uygulama Protokolü, WAP, getirdiği teknolojiyle, ilk yıllarında sadece metin tabanlı işlemlerin yapılabildiği renksiz ve hareketsiz bir ortamdı. Bugün ileri teknoloji ürünü, görselliği giderek güçlenen her hangi bir cihazla ortam şekilleniyor. Çalışanlarına zaman kazandırmak ve etkileşimi güçlendirmek isteyen firmalar “Kablosuz Sadakat” teknolojisine geçiş yapıyor. İnternet’in geldiği nokta hangi dünyanın gerçek olduğu konusunda başlangıçta tereddüde,  giderek yanılsamaya sebep oluyor. İngiltere de yapılan bir araştırmaya göre 25 yaşın altındaki her on gençten sekizi konuşmak yerine mesaj yazmayı tercih ediyor. Kablosuz aygıtların dünya üzerinde toplam kullanıcı sayısı 1,6 milyarı aştı. Dizüstü bilgisayarların %95 i Wi-Fi Wireless Fidelity (Kablosuz Bağlılık) desteğini standart olarak sağlıyor. notebook’ larda ve bazı cep telefonlarında 90’ların sonundan beri kullanılan 802.11’e standart numarasıyla bilinen bu teknolojiye, eklenen 802.11g protokolü, hız açısından Wi-Fi’a geçici bir rahatlama getirse de, kapsama alanının birkaç yüz metreyle sınırlı olması onu bir ‘yerel ağ’ olmaktan öteye götürmüyor.

Kablo ve DSL erişim sağlanan alanlarda katma değerli, alternatif ve daha ucuz bir erişim sağlayan yeni bir standart olarak WiMAX “Worldwide Interoperability for Microwave Access”  yayılıyor. Uluslararası Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsünün (Institute of Electrical and Electronics Engineers_IEEE) 802.16 üzerinde standartlaştırdığı çalışmalar özellikle karasal hatlar üzerinden erişimde sorun yaşanan ya da kırsal bölgelerde, şimdiden geleceğin teknolojisi olarak öneriliyor. ADSL geniş bant sisteminin kurulumunun ekonomik olmadığı yerlerde WiMAX, 50 kilometre çapına varan bir kaplama alanında hızlı internet erişimini geniş kitlelere sunarak ekonomik bir çözüm oluşturuyor. 30 ülkede test aşamasında kullanılan WiMAX’ın, kent merkezlerinde kapsama çapı 6 ile 10 kilometre arasında değişiyor. Ulaştırma Bakanlığı 2006 yılında gerekli yasal düzenlemelerin yapılarak WiMAX ağ kullanımının yaygınlaştırılacağını açıklasa da. Türkiye’de frekans tahsisi konusunda henüz yasal bir düzenleme bulunmuyor.

Yakın gelecekte Wi-Fi, WiMAX, 3. nesil ve sonraki teknolojilerin bir arada çalışacağına inanan şirketler artık yapılanan ağı “hybrid” yani melez önadıyla çağırıyor. Yeni uygulamalar ve iş modellerinin mümkün hale geleceğini savunan işlemci üreticilerinin Hybrid Network’e yatırım yapma nedenlerinin başında kablosuz iletişime olan inancı yer alıyor.
Tek bir vericiyle binlerce WiMax kullanıcısının ağa bağlanması metropol yaşantısına da büyük kolaylıklar getireceği söyleniyor. Geniş alanda yüksek bağlantı sunan bu teknolojinin sesli iletişime de olanak vermesi, yıllardır yatırım yapan cep telefonu şirketlerini bir yandan da korkutuyor. Wi-Fi’a ilgi göstermeyen telefon operatörlerinin, eninde sonunda WiMAX kullanacağı tahmin ediliyor. Wi-Fi’ın gelişim sürecinde olduğu gibi, WiMax’in de fiyat ve performans dengesinin oturması birkaç yılı bulacak. Uzmanlara göre bu süre içerisinde WiMax sabit ağlarda çalıştırılacak ve ardından mobil sistemlerde kullanılabilecek.
Kablosuz geleceğin bir başka hedefi “Gezegenlerarası Internet”… NASA’nın Jet Propulsion Laboratory adıyla Adrian Hooke ve Vinton Cerf başkanlığında yürüttüğü çalışmalar sinir sitemini dış uzaya yayacak. Mars Telecommunications Orbiter adındaki uydu 2009 Eylül’ündeki yolculuğu ile interneti uzaya taşıyacak. NASA, projenin ilk ayağı olarak bir deneme yaptı, standart internet protokolü kullanarak yörüngeye yerleştirilen bir uzay aracıyla iletişim kurmayı başardı. Mars’ın gezegenler arası internet şebekesinin ilk adımı olacağını belirten uzmanlar, 2010 yılında gezegenin yörüngesine 7 iletişim uydusu yerleştirileceğini ifade ediyor. İnternetin dünya dışı kullanımıyla gezegenler, uydular, astroidler, robotlu ve insansız uzay araçları arasındaki iletişim kolaylaşacak. Bu yeni sinir ağı, NASA’ya göre gezegenler arası Network’ün belkemiğini oluşturacak.

Georgia Teknoloji Enstitüsü Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği Fakültesi Ken Byers Kürsüsü, Geniş Bant ve Kablosuz Ağ Laboratuarı Başkanı Prof. İlhan Akyıldız,  uzay çalışmalarının içinde yer alıyor. Akyıldız bu alanda, sabit iletişim altyapısı, gezegenler arası uzaklığın sinyal şiddeti ve protokol tasarımına etkisi, haberleşme donanımı ve protokol tasarımı için güç, kütle, boyut ve maliyet sınırlamaları gibi sıkıntılar olduğunu belirtiyor.

Dalga boyu yönlendirmesinin temel mekanizması ve bir optik teknoloji olan “lightpath” bu noktada gelecek uygulamaların tek umudu oluyor. Kavramı bulan kişi olan Dr. Imrich Chlamtac, optik ağların geleceğin teknolojisi olduğunu vurguluyor: “Bugün artık temel anahtarlamalardan dinamik bağlantılara geçiyoruz. Veri ve ışın katmanları arasında güçlü bağlara ihtiyacımız var. Geleceğin optik sistemleri rekabetçi ortamda var olmayı sürdürecek”. Optik ağların geleceğinin Opportunist Optic Networks (OON - Fırsatçı Optik Ağlar) olduğunu vurgulayan Chlamtac, OON’nin, dinamik bir kullanım, servis çeşitliliği, genişbant ve verimli optik trafik sağladığını ve maliyetleri azalttığını belirtiyor.

Gelecek; mobil iletişim ve sayısal ürünlerin giderek düşen maliyetleri üzerinde kuruluyor.  Kablosuz elektronik ortamlar arasındaki ilişkiler birer birer çözümleniyor. Kablosuz hayatın iş modelleri şekilleniyor, sağlayacağı ticaret olanakları, kablosuz olarak sağlanabilecek hizmetler gündelik hayatın içine giriyor. Ortaya çıkan pazarlama teknikleri, mobil internetten ne kadar faydalandığı, hangi yazılımlarla hangi ihtiyaçlar karşılanabilir olduğu düşünülüyor, tasarlanıyor ve öngörülüyor. Önümüzdeki 3-4 yıl içinde dünyada kablosuz ağ kullanıcılarının 75 milyonu, hotspot sayısının ise 230 bini aşacağı tahmin ediliyor. 10 sene önce küresel pazarda olmayan yaklaşık 3 milyar insan yaşanan değişim sonrası teknoloji pazarına katıldı. Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler artık dünya ekonomisi üzerinde etkili oyuncular konumuna geldi. Çin üretim, Hindistan yazılım, Rusya ise mühendislik alanlarında güçlü ülkeler olarak dikkat çekiyor. Yetenekli işgücü ve güçlü bir organizasyon yapısıyla hedefe ulaşılabileceğini düşünen şirketler güçlü bir eğitim sistemi talep ediyor. Her alanda bilgisayar okuryazarlığı aranan ilk ve vazgeçilmez koşul…

Dünya, kablosuz servis sağlama ile ortaya çıkan ekonominin boyutunu kavrayamadan, kablosuz internet erişiminin ortaya çıkaracağı ticaretin hesabını yapıyor. Erişim hizmetinin ücretsiz veya çok düşük bir bedelle sağlanması şimdilik normal karşılanıyor. Bu bakış açısı elbette sonsuza kadar aynı kalmayacak.

Benzer Yazılar

1 Votes | Average: 5 out of 51 Votes | Average: 5 out of 51 Votes | Average: 5 out of 51 Votes | Average: 5 out of 51 Votes | Average: 5 out of 5 (1 oy, ortalama: 5)
Loading ... Loading ...

Yorum bırak