Salı
GüncelMuhacirler…
Merhaba arkadaşlar,
Günlüğümüzde uzunca zamandır yapılan bakım çalışmaları İSKİ, BEDAŞ, İGDAŞ gibi kurumların yaptığı çalışmalar gibi günler haftalar boyunca devam ediyor, yazımı hazırladığım şu günlerde bile sevgili kardeşim Orhan siteye yeni bir skin hazırlamakla meşgul olduğundan biriken yazılarımı yayınlıyamıyordu. Eğer bu yazıyı okuyorsanız demekki işler hal yoluna girmiş, biriken bloglar yayınlanmış ve sıra bu yazıya gelmiş.
Bu sebepten bende gazetelerin köşe yazarları gibi konu dışı bir yazı ile vaktinizi alayım dedim. Arkadaşlar biliyorsunuz ülkemizin bağımsızlık mücadelesi sırasında büyük fedakârlıklar yapıldı ve büyük acılar çekildi, bu her kesim için böylele idi, muhacirler içinse bir kat daha fazla hissedildi bu acılar.
Türk Dil kurumu sözlüğüne göre Muhacir kelimesi:
| 1 . Göçmen: “Yolda uzun bir muhacir kafilesine tesadüf ettik.”- Ö. Seyfettin. |
| 2 . Hz. Muhammed’e uyarak Mekke’den Medine’ye göç eden. |
tabirlerine denk geliyor.
Başka ülkelerin vatandaşlarının burnu bile kanasa birbirinden hesap sorduğu dönemlerde yaşadığımızı (elbette Türkler hariç) düşünürsek, imparatorlukların parçalandığı, ulusların kendini bulduğu dönemlerde gerçekleşen bu trajedi ile ilgili kimse kimseden hesap sormamış, soramamış. Belki de dünya üzerinde Türk insanından daha çok mülteci durumuna düşmüş başka bir millet yoktur. Sadece aşağıdaki liste bile Bursa yöresinde ikamet ettirilen muhacirlerin yöresel çeşitliliğini gösteriyor.

http://www.balkanlar.net/index.php?iden=25&ind=reviews&op=entry_view adresindeki listenin görünümüdür.
Bugün ana konumuz olan Yunanistan muhacilerine dönersek, belkide asıl vatan topraklarından koparılan, evini barkını, hayatını geride bırakan, yanına alabildiği iki kap kacağıda yolda eşkiyalara kaptırarak canını zor kurtaran bir muhacir kesimi. Biliyorsunuz yunanistan tarihi 4 ana bölüme ayrılıyor. 1-Klasik helen tarihi, Atina devleti ve onun üzerine yükselen bir uygarlık, 2-Roma ve Bizans dönemi, yüksek helen kültürünün gerilemesi ve hristiyanlığın kabulu, 3-Osmanlı yönetimi altındaki birleşik yunanistana geçiş ve 4-Modern yunanistan. Muhacirlerin makûs talihi işte bu son iki evrede ortaya çıkıyor. Muhacirlerin aslı Karamanoğlu Beyliğine dayanmaktadır. Osmanlı’nın Türk’leştirme Politikası (sınır, uç bölgelerin güvenliği için seçkin Türk ailelerin sınır bölgelere yerleştirilmesi) sonucu muhacirlerin Selanik civarlarına kadar gittikleri Tarihi belgelerde mevcuttur.
İleride muhacirler olarak adlandırlıcak ve halen o topraklarda soydaşları yaşıyan kesimin acı tarihi, o dönemlerde düşman ile Türk yurdu arasında tampon olma görevi ile başlıyacaktı. İlerleyen zamanlarda imparatorluklar döneminden tek sağ kalan ingiliz imparatorluğu hariç yıkılan tüm imparatorluklar arasına Osmanlı da dâhil olmuştur. Başıboş ve desteksiz kalan balkan türkleri özellikle yunanistan türkleri memleketlerine ve asıl kökleri olan topraklara dönmek zorunda kalmışlardır.

Resim.1
Lozan’da Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan anlaşmaya göre her iki ülke karşı ülkeyle bir nüfus mubadelesinde bulundu. Türkiye’deki yaşayan Ermeni ve Rumlarla Yunanistan da bulunan Türk Müslümanlar değiştirilerek her iki ülkenin vatandaşları kendi ana yurtlarına dönecekti. Bu değişim sonucu Türkiye’ye getirilen Türk Müslümanlara muhacir ( mubadil) denilmektedir. Daha sonra göç ederek gelenlerede göçmen denilmektedir.
Bazı aileler İzmir’e ve çevre illere yerleşmişler. Bazı aileler ise Konya’ya yerleşmiş, Antalya, Mersin (içel) dolaylarına gelen aileler buraların sıcak olmasından ve içel bataklığındaki sıtma hastalığından birçok kişi hayatını kaybetmesinden; oralarda da barınamayarak iç bölgelere doğru geçmiş ve Nevşehir, Niğde, Kayseri ve civarlarına yerleşmişlerdir. Hazır düzenlerini bırakarak gelen muhacirler yerleşmekte ve düzen kurmakta birçok sıkıntıyla karşılaşmışlar.
Sadece gelenler değil, gidenlerde büyük sıkıntılar yaşadılar ana vatanlarına adapte olmakta, Türkiyede nasıl muhacirler için yakışık almayan tabiler kullanıldıysa gidenler içinde aynı zorluklar yaşandı. Muhacirleri belkide en çok yaralayan husus vatanlarının bekası için üstlendikleri zorlu görevden sonra döndükleri bu topraklarda kabul edilmeyişleri, toplumun onları izole etmeye çalışması ve hor görmesi olmuştur. Ben eminimki bir muhacire sorsanız o günlerdeki sıkıntıları bir şekilde atlattıklarını ama ana vatanlarında halen misafir gibi kabul görüldüklerini üzülerek anlatıcaktır.
Sıkıntılı günlere dirayetle dayanıp o günlerde ekmek yerine süpürge sapı yemiş, çamurlu suları içerek bu vatana ulaşmış şanssız bir kesim bu günlerde halen siyasilerin sorumsuz beyanları ile muhatap olabiliyor, bunda tabiki en ünlü rumelili Türkün Atatürk olmasıda rol oynamış olabilir. Osmanlının genişleme döneminde yaptığı, has türkleri uç beyliklerine yerleştirme stratejisi bir yerde çuvallamıştı, çünkü oradaki yerli halkta daha çabuk Türkleşmesi için buradan giden halkların boşalttığı yerlere yerleştiriliyordu. İşte şimdi sormak lazım, vatanı için canını malını düşman ellerde bırakan muhacirlermi daha türk, yoksa anadolunun bağrındaki sonradan Türkleşen ve müslümanlığı kabul edenler mi?. Bazı kesimler nedense hep mağdur edebiyatı yapmaktan kendinlerini alamıyorlar, sanki 80 yıllık cumhuriyet rumeliden yönetildi, anadolu bu cumhureiyetin bir parçası değildi sadece taşıyıcısı idi gibi artık çocukların bile güleceği savlar öne sürüyorlar,
Arkadaşlar ulu önderin en güzel latifesi belkide ne mutlu Türküm diyenedir. Bundan maksat kendini türk hisseden, bu vatana bu topraklara gönül vermiş, emek vermiş herkezin eşit haklarda olacağı ve bu milleti oluşturan temel unsurlar sayılacağıdır. Böyle bir kucaklamayı, uzlaşmayı, birlikteliği red eden herkez eninde sonunda bu vatanın düşmanı konumuna gelecektir. Buradan yanlış yapan veya yapmak üzere olan herkeze bir çağrı yapayım, alt kimlik üst kimlik tartışmalarını bırakın ve sizde vatanımız için ne fadakarlık gerekiyorsa yapın.
Not.1: Bu yazımdaki bilgilere internet üzerinden ulaşılmıştır. Ne yazıkki koskoca Türkiye cumhuriyetinin hiçbir bakanlığı veya kurumunda bu tarz bilgileri derleyip tasnif edecek ve hata ve yanlışlardan ayıklayıp varsa gerekli düzeltmeleri yapacak kaynak ve zaman yok, nede olsa Türk tırları Rus kapılarında bekliyor bu daha önemli bir sorun.
Not.2: Bundan bir önceki yazımdaki giriş cümlesini yazıma ekleyen sn. Orhan Toker’e teşekkür ederim.
Viewed 321 kere okunmus. Bu hafta: 6 Bu gun: 3 En son: 20 November 2008, 10:29Post Tags: Güncel
Related Posts
Popular
- Mobilya maliyet hesabı
11/19/2008 01:00 pm
4 Comments - 3d Rotate komutu ile döndürme
11/19/2008 12:00 am
3 Comments - Renkler ve renk bilgisi
11/15/2008 06:52 pm
60 Comments - Gelecekte yaşam…
11/14/2008 09:29 pm
1 Comment - Çizilen pencerenin içindeki nesneleri temizleyen AutoLISP programı.
11/14/2008 12:17 pm
2 Comments