Sopayla mı? Güzellikle mi?
![]() |
Yazar | Serkan Özant |
| Mesleği | Programcı, Mekanik Tesisat Uzmanı | |
| MTH Yazılımları | ||
| web | Ant Mekanik Ltd. | |
Sevgili arkadaşlar, bugünkü yazımı yine teknik bir konu üzerine yazmak ve sizleri bu konularda bilgilendirmek, kendi kendinizi geliştirmenize vesile olmak, iş bakımından kazancınızın artmasını, okuyup öğrenip araştırma yaparak genel kültürünüze bir nebze olsun katkıda bulunmak istiyordum. Bizim yazdığımız bilgiler ile donanıp ileriki zamanlarda daha yetkin ve yetenekli olmanıza yardımcı olmak her zamanki gayemiz. Ancak bu sabah işe gelirken gördüğüm bir hadise beni derinden sarstı ve Türk insanına olan güvenimi bir daha kırdı. Bir daha diyorum çünkü Türk insanı artık kendinden beklenmeyecek şeylere imza atmaya başladı, atamız ceddimiz diye övündüğümüz insanların özelliklerinden fersah fersah uzakta başka bir boyuttayız artık.
Şahit olduğum olaya gelince, bir taksici ve içindeki müşterisi 2-3 araç önlerindeki bir aracın şoförünü başka araçlara yol verdiği için dövmeye çalıştılar. Evet yanlış okumadınız, yol veren aracın şoförünü bir hata yaptığı için değil, doğru hareketi yüzünden, karşı tarafa yaptığı iyilik, jest yüzünden kendi akıllarınca cezalandırmayı tercih ettiler, neden?
Nedeni çok açık sevgili okurlar, Türk insanının naif karakteri, geçmişte kalan bayramları anlattığımız gibi, ah ah nerde o günler dediğimiz gibi artık geçmişte kaldı, bir yandan fast food kültürü, bir yandan molla kültürü işte Türk insanı. İnsanın içinden yazık çok yazık demek geçiyor, en azından benim öyle ama demiyorum, neden diyeceksiniz; her insan layık olduğu şekilde yönetilir ve yöneticiler gün be gün güzelim Türk insanın temellerini dinamitledikçe bu olaylar böyle çığ gibi artarak devam edecek. Sevgili arkadaşlar, Bu blog ve paylaşım sitesinin çizgisini az çok biliyorsunuz, Çağdaş, İyiyi ve doğruyu savunan, çalışkanlığı ve bilimi tavsiye eden, okuyucularına hiç bir ticari külfet getirmeyen bir bilgi paylaşım sitesi. Ama bunu bile hazmedemeyen kendi doğruları ile hareket eden, karşısındakinin duygu ve düşüncelerini dikkate almayan bir kitle tarafından devamlı eleştiri bombardımanı altında. Bu Türkiye’nin çağdaş insanlarına reva mıdır?
Arkadaşlar, tabiî ki Türkiye iyiye güzele doğru yol almıyor.
Maalesef, satılık politikacılar, onların yalanlarına bilerek pirim verip,
“nasılsa en dibe inince birileri bizi kurtarır” mantığı ile sarılan bir güruh içinde,
iç ve dış görünüşte dost, aslında düşmanın en büyüğü ile çevrelenmişken,
iyiyi, güzeli, doğruyu, ahlakı nasıl savunacağız,
nasıl bu karanlıklardan sıyrılıp insanlarımıza ahlak ve sevgi aşılayacağız,
nasıl onları eğitimli, düşünen bireylere dönüştüreceğiz?
Ben Türk insanın politik görüşünü, genel kültürünü ve ahlakını taksicilerden takip ederim, size de tavsiye ederim, en doğru kamuoyu araştırmalarından daha doğru sonucu verir. Sebebi taksi şoförlerinin Türk insanın her kesiminden oluşması ve Türk insanın duygu ve düşüncelerini çok iyi yansıtmasıdır. Yanlış anlaşılmasın lütfen. Tabiî ki bu yazımda insanlığını kaybetmemiş taksi şoförlerini tenzih ediyorum. Benim dedem İstanbul’un ilk dolmuş şoförlerinden, dayım ise taksi şoförlüğünü mesleği olarak benimsemiş ömrü boyunca şoförlük yapmış biri. Ben de gökten zembille inmiş elit kesim tabir edilen kesimden değilim, rahmetli babam tersane işçisi, annem ev hanımı, ben bin bir zorlukla okuyarak kendini geliştirmeye çalışan biriyim. Bu kadar imkânsızlıklar ve yokluklar içinde bile kanunu, hakkı, hukuku bugüne kadar bir kenara itmedik, iyiden güzelden, çalışkanlıktan yana olduk. Peki, bu yazının ana konusu olan taksici arkadaş ve onun güzide müşterisi ne oluyor, uzaylımı, marslımı, yoksa sizden bizden birimi.
Arkadaşlar, İran halkı, pers soyundan gelme olup, acem diye de adlandırdığımız kültürün sahibidir. Bu kültür daha Fransızlar, Almanlar mağaralarda kemik kemirirken dünyaya yön ve şekil veren bir kültür ve uygarlıktı. Nasıl oldu da şimdi devrim muhafızları adı altında eli sopalı insanlar tarafından dövülerek yönetiliyorlar? Sebebini ben söyleyeyim: Türk halkının şu anda yaptığı, duyarsızlığı, umursamazlığı gösterdikleri için elbette. Tabiî ki madalyonun diğer tarafı da var. Onların yöneticileri şu andan kendi tabirleri ile başarıdan başarıya koşuyorlar, petrol içinde yüzerken bile nükleer enerji için bütün dünyaya kafa tutuyorlar, bunu olsa olsa eli sopalı devrim muhafızlarına borçlu olmalılar diye düşünüyorum, nede olsa işler tıkırında bir şekilde.
Ezcümle, bizde bu fikirden feyiz alarak, eli sopalı cumhuriyet muhafızları kuralım demiyoruz tabiî ki. Yola tükürenin ensesine odunu indirecek, kırmızı ışıkta geçenin dizlerine vuracak, rüşvet verenin ellerini kızartacak, yalan söyleyen politikanın ağzına biber sürecek, vergi kaçıran yüzsüzün yüzünü teşhir edecek. Tabiî ki cumhuriyet muhafızları şu anda mevcut ellerinde değnek veya sopa olmasına gerek yok. Güler yüz, iyi niyet, sabır, özgür vicdan ve akıl ile Türk insanı en kısa sürede olması gereken ahlak seviyesine yükselecektir, böyle olunca da eminim bütün taksi şoförlerini yol verirken görebileceğiz.
Esen kalın.
Benzer Yazılar


(4 votes, average: 4 out of 5)
1 May 2008, Thursday 10:40
Serkan bey yine üzücü ama dikkat edilmesi gereken konulara değinmişsiniz size tamamıyla katılıyorum sevgilerimle…
1 May 2008, Thursday 10:53
hocam ; ağzına , kalemine sağlık. Çok güzel teşhis koymuşsunuz. Bakın bugün 1 mayıs. Olsa olsa rezalet bayramı denebilir. Bizim kültürümüzde bayramların ne demek olduğunu herkes bilir. Ama son zamalarda 1 mayıs denilince kabus akla geliyor. Bir eli yağda , bir eli balda sendika ağaları, oturdukları mevkinin daha da sağlamlaşması uğruna vatan, millet ve üyelerinin menfaatlerine olmayacak faaliyetlere imza atmaktadırlar. gücünü ve yetkisini anayasadan alan kurumlarca konulan kurallara karşı gelmekle devlete ve onun nizamına karşı gelmek aynı şeydir. Kimse ben bu yasayı, kuralı beğenmiyorum diyemez. sendikalar da bu ülkenin anayasal kurumlarıdır. hükümet de, TBMM de anayasal kuruluşlardır.
Nasıl ki TBMM’nin yetkili olduğu bir konuya hükümet uymak zorunda ise, hükümetin aldığı karara da sendikalar dahil herkes uymak zorundadır. Eleştirebiliriz, ama uymak zorundayız. herkesin bildiğini okuduğu bir toplum yapısına doğru gidilirken, kaygınızı paylaşıyorum. Polisin, kırmızı ışıkta geçene ceza yazması, polisin kanundan aldığı yetkisi ve görevi değilmidir? bunu beğenmiyorsak polisi değil yasaları eleştirmemiz gerekir. Bir ülkede polise parmak sallamak moda değil mi? Batıda o parmağı kırma(!) yetkisi de vardır polisin kimse polise parmak sallayamaz. Burada adam gibi davrananlara hayvan gibi davranıldığını görüyoruz.Nereye koşuyoruz, bilmiyorum…