AutoCAD Günlüğü | » Unutkanlık > AutoCAD, AutoLISP, AutoCAD Dersleri, Mekanik Tesisat, Bilgisayar, Yazılım, Özel Yazılım

Unutkanlık


Yazar Oruc Türker Özger
Mesleği Bilgi Teknolojileri Uzmanı
  Yazar, müzisyen
web Klik Medya
e-mail  

“İnsan beyni 140 milyar hücreden oluşan 1,5 kg lık bir mucizedir.” Profesör Peter Russel “The Brain Book” isimli kitabına, 1 gr beynin dünyadaki bütün iletişim sistemlerinden daha çok bağlantı taşıdığını söyleyerek başlar.

Gram başına düşen 100–150 milyon hücreden her birinin diğeriyle bağlantısı 5–10 bin kadardır. Yeryüzündeki insan sayısı ise 5–6 milyar değil de 140 milyar olduğunu düşünün.

Bu kadar insan birbiri ile aynı gün telefonla konuşmuyor ama onların da tıpkı beyin hücreleri gibi sürekli iletişim halinde olduklarını varsayın. Masadan bir bardak su almak istediğimizde, kola gelen kaslara gevşeme-kasılma emirlerinin verilmesi, bardağın sertliği, sıcaklığı, ağırlığı, hangi açı ile ağza götürüleceği gibi birçok işlem ya da hangi koordinatlarla hareket edileceğine dair bilgiler büyük bir hızla ve beyin de işlenir. Olağan bilgi işlem süreci, olağanüstü bir hızda gerçekleşir. Bütün olup biten Kimyasal tepkimelerin tetiklediği fiziksel değişimlerdir.

Fig.1

İşte böyle harika bir organın kendi kendini yenileme yeteneğine sahip olmadığına inanmak gayet güç… Diğer beden hücreleri yenilenip değişirken beyin için tek yol kapasiteyi arttırmak olarak düşünülür; gereken işlem “beyin eğitimidir”. Beynini iyi bilen ve kullanan kişi başarı ve mutluluğu yakalayacağına inanılır… Ancak söz konusu organın süreçleri yakından incelendiğinde, beyin kimyasallarının etkisi açıkça ortaya çıkar.
Fig.2

Bellek, en önemli bilişsel işlev olarak yerini koruyor çünkü öğrenmeyle yakın olarak ilişkili kabul ediliyor; öğrenme ve çevre hakkında kazandığımız tecrübe ve bilgilerin depolanması ve daha sonra geri çağrılması görevini yerine getiriyor. Bu görev beyin hücreleri yani nöronlar ve bunların kendi aralarında yaptığı bağlantılar yani sinapslar ile sağlanıyor. Bu süreç bir dizi karmaşık işlemi içeriyor. Beyinde 100 milyar - 1 trilyon arasında nöron, 100 trilyon - 10 katrilyon arasında sinaps olduğu uzun zamandır biliniyor. Sonuçta bilgi girişi, bilginin tanınması ve gerektiği zaman geri getirilmek üzere işlenerek depolanması, diğer deyişle bilginin tekrar tekrar kullanılması öğrenmeyi ve hatırlama sürecini kolaylaştırıyor.

Araştırmacılara göre unutkanlığın kimyasal sırrı bir gün çözülebilecek. Uzun vadeli bellek kesimine şu ya da bu şekilde bir şey, bir olay yazıldığında, beyinde ortaya çıkan bütün biyokimyasal değişimler açıkça belirlenmesi bunun bir işareti. Bu yeni anlayış amnezi tedavisinde yol gösterici olacak.

Bellek kısa ve uzun süreli olarak iki şekilde işliyor. Kısa süreli bellek o sırada ihtiyaç duyduğumuz şeyleri kısa sürede kullanmamızı sağlıyor. Eğer bu bilgi ihtiyaç duyacağımız ve tekrar kullanacağımız türdense uzun süreli belleğe kaydediliyor.

“Uzun süreli bellek için gerekli biyokimyasal zinciri bir gün yineleyebileceğiz.” Brown Üniversitesinden Stephen Taubenfeld, belleğin nasıl yanıldığını anlatırken böyle bir öngörüde bulunuyor.

Fig.3

Kahvaltıda ne yediğiniz, gözlüğünüzü nereye koyduğunuz gibi bellek bilgileri kısa vadeli saklanır. Çok özel bir olay, romantik bir yemek gibi anılar ise daha uzun süreli saklanabilir. Bu türden anımsayışlarda, nöronlar beyinde yeniden benzer biçimde dizilir, aynı kimyasal tepkimeler sonucu o anın bilgisi yeniden inşa edilir.

Bir dizi zincirleme tepkimeden sonra meydana gelen olayın adı anımsamadır. İlkin Creb adı verilen bir protein, beyin hücresinin çekirdeğine girer ve belirli genleri “transcription” diye bilinen bir kopyalama süreci için tetikler.

Bu genlerin ürettiği yapısal proteinler, o anın bilgisinin bellekteki somut bağını oluşturur. Proteinler sayesinde güçlenen nöronlar, hareket edebilir, uzayabilir, bir diğerine yönelerek sonunda teması gerçekleştirir. Yaşantıyla ilgili izlenim yeniden ortaya çıkar ve anımsama gerçekleşir.

Yeni araştırmanın odağını; unutkanlık davranışı ile Creb proteinin kimyasal değişimleri arasındaki ilinti oluşturuyor. Araştırmacılar, amnezi ile sonuçlanmış kısmi beyin hasarları taşıyan hastalar üzerinde çalışıyor.

Bir başka denek grubu tavşanlar. Brown Üniversitesinde Doktor Cristina Alberini liderliğinde çalışan takım, iki kümeye ayırdığı tavşanlar üzerinden ilginç sonuçlara varıyor. Birinci kümenin “fornix” denen ve bellek-saklama bölümü, hippocampus’a bağlantının gerçekleştiği beyin kısmını keserek çıkarıyor. Tavşanlara biri açık, diğeri koyu renk iki halkadan oluşan bir seçim sunuluyor. Koyu renk halkadan geçecek olurlarsa ayaklarına iki saniyelik elektrik şoku veriliyor. Normal tavşanlar bu dersi bir ay kadar anımsayabiliyorken, fornix’i hasarlı denekler tehlikeyi altı saatten sonra unutuyor.

Fig.4

Bulgular creb proteinin koyu renkten uzak durmayı başaran deneklerde, fosfat grubu eklenerek diğer deyişle sadece kimyasal yolla değişebildiğini gösteriyor. Taubenfeld’e göre bir sonraki adım, Creb in hangi genlerin üzerinde ne tür etki gösterdiğini belirlemek olacak.

Serotonin, dopamin, norepinefrin, asetil kolin gibi kimyasallar beynin işleyişinde bilgi aktarıcı maddeler. Serotonin saldırgan davranış ve hayattan zevk alma ile ilgili kimyasal madde. Dopaminin öğrenme ile ilgili rolü “ Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite “ ( DEHB ) hastalığı olan çocuk ve erişkinlerde dikkati çekiyor. Yapılan araştırmalara göre; dikkatini toplayamayan,kafa yoran şeylerden sıkılan,aceleci,sabırsız,çok konuşan,unutkan,dağınık,sık eşya kaybeden,kıpır kıpır yerinde duramayan bu insanlarda, beynin ön bölgesinde dopamin’in gereğinden az salgılandığını gösteriyor. Beyinde dopamin miktarını arttıran bazı ilaçlarla bu kişilerde belirgin düzelme görülüyor. Dopaminin öğrenmenin dikkatle ilgili sürecindeki rolü ve kısa bellek için değeri yeni araştırmalara esin veriyor.

Fig.5

Asetil kolin belleği doğrudan etkileyen başka bir beyin kimyasalı… Alzheimer hastalığının tedavisinde özellikle başlangıçta çok yararlı bazı ilaçlar, beyinde asetil kolin miktarını arttırıyor. Çocuklardaki öğrenme güçlüklerinde zihinsel işlevi arttırmak için beyin asetil kolin miktarını arttıran ilaçlar kullanılıyor.

Fig.6

Stres hormonu (CRF ) beyinin öğrenme mekanizmasını olağanüstü etkiliyor. Hipofiz bezinin salgıladığı bu hormon öğrenme ile ilgili beyin bölgelerine amigdale, hipokampus ve lokuserules da uyarılma yapıyor. Az miktarda stres hormonu zihni açıyor, dikkati arttırıyor, öğrenmeyi hızlandırıyor. Ancak aşırı salgılanması bedeni gerçekle ilgili olmayan tepkili ve alarm durumuna itiyor. Posttasamatik stres bozukluğu (PTSB ) denilen hastalık böylece ortaya çıkıyor. Bu hastalıkta korku, kaygı, aşırı temkin, irkilme, eskileri yaşama, duygusal uyuşukluk, zevk alamama, başkalarının hissettiği ile ilgilenmeme gibi belirtileri var. Bu kişilerin beyinlerinde bağlantılar bozulur. Örneğin sağlıklı bir kişinin arkasına geçip aniden eline dokunsanız ilk seferinde irkilir, 3-4üncü seferde irkilmez. Beyninde çok fazla stres hormonu salgılanan kişi irkilmeye devam eder.

Beyin hücrelerinin azalması, yaşlılığın kaçınılmaz sonucu. Bazı besinlerin yardımıyla beyin hücrelerinin ölümü geciktirilebileceğini artık tıp uzmanları da kabul ediyor. Doğru takviyelerle yaşa bağlı bellek kaybını ve zamanla Alzheimer hastalığına yakalanma tehlikesini ortadan kaldırmak mümkün olduğu söyleniyor.

Antioksidan nitelikteki vitaminler özellikle A, E ve C vitaminleri, beyini hücre öldüren serbest radikallere karşı korurlar. Her gün düzenli olarak bu vitaminleri almalısınız. B vitaminleri; bellek sorunu olan herkes için gerekli. Kalsiyum, magnezyum potasyum, bakır, çinko iyot, demir beyinin güçlü olması için gerekli mineraller.
Unutkanlık gençler için de önemli bir sorun olmaya başladı. Uzmanlar stresin, ağır yaşam koşullarının ve yetersiz beslenmenin beyin hücrelerinin erken ölümüne yol açtığını belirtiyor.

Fig.7

Ruhbilim uzmanları yoğun stresin bireyde bellek yitimine ya da başka olumsuzluklara yol açtığını bir süredir biliyorlar, ancak bunun nereden kaynaklandığı konusuna kesin bir açıklama getiremiyorlar. Savaş, doğal afet gibi durumlarda yaşanan aşırı stres dört gün gibi kısa bir süre içinde belleği olumsuz etkileyebiliyor. Bilim adamları bunu bireyin aşırı gergin olduğu durumlarda beyinde etkin olan kortizol adlı hormona bağlıyor.
Washington Üniversitesi’nde Profesör John W. Newcomer, 51 deneğe dört gün süreyle her gün kortizol testi uyguladı. Kimilerine düşük dozda ilaç ya da yalnızca ilaç yerine etkisiz bir madde verilirken, kimilerine aşırı gerilim durumunda bireyin kanında tanık olabileceğiniz miktarda kortizol verildi.

İlacı almaya başlamadan önce uygulanan bellek testlerinde her üç grubun da eşit düzeyde başarı saptandı. İlacın alınmasından bir gün sonra, belirgin herhangi bir değişikliğe tanık olunmadı, dördüncü gün en yüksek dozu alan deneklerin yarım saat önce kendilerine okunan kısa bir paragrafı anımsamakta zorlandıkları, ilacın kesilmesinden altı gün sonra ise tüm deneklerin yeniden eski durumlarına döndükleri görüldü.
Newcomer’e göre bu araştırmada elde edilen en “sevindirici” bulgu kortizolun bellekte böylesi bir etkiyi birkaç günlük bir süre içinde yaratabilmesi. Bunun dışında, sınav korkusu gibi daha ılımlı stres durumlarında çoğu kişide çok yüksek düzeylerde kortizol üretimine neden olmaması da olumlu bir bulgu olarak değerlendiriliyor. Söz konusu araştırma bedendeki kortizol düzeylerinin belleği etkilediğini ilk kez açıkça ortaya koyuyor. Bilim adamları elde edilen sonuçların çok daha ciddi bellek yitimi durumlarına da ışık tutabileceğine dikkat çekiyor.

Fig.8

Heyecan uyandıran ve insanı harekete geçiren bilgilerin beyinde kalıcı olduğu biliniyor. Kaza ile veya ameliyatla beynin ön alın bölgesi ( Pre Frontal Korteks ) çıkarılan kişilerde planlama, karar verme, sosyal kurallara uygun davranma yetilerinin kaybolduğu belirlendi. Ayrıca beynin orta bölümlerinde yer alan, “Amigdale” denilen badem büyüklüğündeki alanın cerrahi olarak çıkarıldığında kişinin olaylarla ilgili duygusal boyutunu unuttuğu ve duygusal körlük oluştuğu yeni bilimsel bulgulardan.

Depolanmış duygular, insanın hayatında zihinsel yol göstericiler. Akılla duygunun birbirinden farklı şeyler olduğu uzun süre savunuldu. Modern Batı felsefesi, kartezyen sistemiyle aklı tek yol gösterici olarak sundu. Akla duyguları karıştırmamak olarak özetlenen bu tez gerçek yaşamda ve beyinin nasıl çalıştığı anlaşıldıkça sarsılıyor. Araştırmalar, biriktirilmiş duyguların akla; hayal kurma, karar verme, plan yapma, iletişim kurma, harekete geçme ve kararları uygulamada kılavuzluk ettiğini doğruluyor. Bir anıyı unutmak sadece o olayı, zamanı, uzamı, kişileri unutmak değil, anının bir parçası olan “ben’i” de unutmak… yalnız geçmişi değil şimdi ve gelecekten de bir parçadan mahrum kalmak. Belki de en değerli parçasından…

Benzer Yazılar

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (7 votes, average: 4.57 out of 5)
Loading ... Loading ...

3 yorum “Unutkanlık”

  • 1
    Nüket Sarıca
    2 February 2007, Friday 12:00

    Çok ilginç bir yazı. Etkilendim.
    Teşekkürler…

  • 2
    sait tezuçar
    15 June 2007, Friday 10:04

    ben karar verme ile ilgili bir araştırma yapıyorum.bilgileriniz beni ve konuyu anlattıgım kişileri etkiledi katkılarınız için teşekkür ederim.

  • 3
    hilmi
    18 December 2007, Tuesday 23:50

    lise 2 öğrencisiyim..bu aylarda endokrin sistemi inceliyor ve öğreniorus…sizlere bu sayfayı hazırladığınız için çok tsk ederm…çünkü daha bilmediğim nie şeyleri öğrendim…gerçekten çok tskler….
    :-)

Yorum bırak